
Görevli
Yaş: 16
Cinsiyet:
Burç:
Nerden: İstanbul
Kayıt: Mart, 2007
Meslek: Öğrenci
Mesajlar: 681
|
Kraliçemizin Samsun konserine ilişkin;
Bu kaçıncı Şebnem Ferah(yazının bundan sonrasında "Şebnem" olarak anılacaktır) konserim inanın bilmiyorum.Volvox dönemini saymazsak,ilk kez 1996 yılında yeni albümüün çıkışından hemen sonra Rumeli Hisarı konserinde izlemiştim. o dönemde hangi dergide çalıştığımı hatırlamıyorum ama onun evinde yaptığım her röportajımın Şebnem'in usta ellerinden çıkan güzel yemeklerle süslediğini çok net hatırlıyorum. Hala yemek yapıyor mu bilmiyorum ama ben acıktım(mesaj)
Mayıs'ın son haftası Şebnem'in menajeri Yeşim Doran tarafından arandım."Çağlan Koçfest turnemizin İstanbul'dan önceki son durağı Samsun olacak,gelir misin?"dedi. "Hayır" dedim. Tabiiki "hayır" demedim,"Koşarak geliyorum"dedim. ama Yeşim koşmak yerine onlarla uçakla gelebileceğimi söyledi,bu kez de "oley" dedim(dememiş de olabilirim)
Sıcak bir perşembe sabahı fotoğrafçımız Derya'yla Atatürk Havalimanı'ında buluştuk. Şebnem ve ekibi de bir kafede oturmaktaydılar,bizde yanlarına oturduk umarsızca. Şebnem'in bas gitaristi Buket Doran omzundan sakatlanmış,çok acı çekiyordu.Üstüne bir de konserlerde 10 kiloluk basla sahneye çıkmak bir hayli acı veriyor olmalı. Çok severiz biz Buket'i,genelde neşeli haliyle görmeye alıştığımızdan acı çeker hali pek üzdü bizi.
Tüm ekip toplanınca check in'leri yaptırdık ve 1,5 saat kadar sonra Samsun Çarşamba Havaalanı'ndan büyük Samsun Oteli'ne bizi taşıyacak otobüse bindik.Metin Türkcan yol boyunca "Dikkat Şahan Çıkabilir" programının "Gerçek Kesit" bölümündeki Şahan'ın canlandırdığı tipleme gibi konuştu.bir yandan "yeter ama ya" diyorsunuz ama her seferinde de gülüyorsunuz.Aslında bunu ilk Aykan yapmış ama nedense sonra ihale Metin'e kalmış.Aykan da bir garip.16 yıldır tanıyorum ama her konuda karasız bir adam olduğunu otobüs yolculuğu sırasında öğrendim.Arabasını satacakmış ve birkaç alıcı çıkmış.Mesela siz olsanız yüksek fiyat verene satarsınız değil mi? Ama Aykan öyle değil,"Ona mı satsam,buna mı satsam?" diye düşünmüş günlerce.Davul ısmarlamış yurtdışından.Sürekli taleplerini bildiriyormuş."siyah olsun","Yok,vazgeçtim kahverengi olsun","2 alto olsun","Vazgeçtim 4 alto olsun" şeklinde taleplerinin her birinin arasında 1 gün olduğunu düşünürseniz firmanın belki de henüz öyle olmamasına rağmen "Davulunuz yola çıktı,lütfen artık bir şeyler talep etmeyin" içerikli bir mail atmasını da anlayabilirsiniz.Bu huyunu öğrenen herkesin sorduğu ilk soru ise "E abi konserlerde hangi zile ya da altoya vuracağına nasıl karar veriyorsun?" oluyormuş.Biz de sorduk haliyle,"Şarkıları orjinal haline bağlı kalarak çalıyorum" tarzı bir cevap verdi.Demek ki asıl kararsızlık hali albüm kayıtlarında başlıyor:) Aykan ve abisi Pentegram vokalistiMurat İlkan,genç çocukları da yanlarına alıp bir prograsif rock/metal cover band kurmuşlar."Sadece Queensryche,Dream Theatre,Rush coverları yapacağız abi"dediği an ağlamak istedim sayın seyirciler.Süper sevindirici haber.
Otele varınca lobide Şebnem'le bir süre oturduk.Şebnem ve ekibinden bazıları feci halde Playstation'da 'guitar hero" adlı oyuna sarmış.Seyirci önünde gitar çalıyormuşsunuz,kötü çalarsanız ıslıklanıyormuşsunuz filan.Şebnem ekibindekileri haftasonu evinde playstation oynamaya çağırdı.Sevsem giderdim, ama bir türlü giremedim şu playstation olayına.Bilgisayar oyunlarıyla olayım pacman düzeyinde kaldı.Amiga 500 filan ne güzeldi di mi?
Şebnem'in sahnedeki ses olayını Alp Turaç ve Murat Bulut isimli piyasanın tanınmış isimleri hallediyor, onlara soundcheck'in kaçta olduğunu soruyoru "Soundcheck yapmayacağız,linecheck yapacağız" diyorlar.Bu durumda konser saatine kadar boşuz.Şebnem odasına çekildi,teknisyenler konser yerine gitti,Buket ben ve Derya ise Samsun'da keşfe çıktık.Buket buralarda bir Rus pazarı olduğunu,orada nefis şeyler bulabileceğimizi söyledi.Önce bankamatik,sonra da Rus Pazarı aradık fellik fellik.Güzel ve eski bir bina dikkatimizi çekti,yaklaşınca gördük ki orası Garanti Bankası.Eskiden Osmanlı Bankası'ymış,bina da belli ki en az 100 yıllık filan.Rus pazarına ulaştığımızda adının artık "yabancılar pazarı" olarak değiştirildiğini farkettik.İçindeki tezgahlarda da genelde Mahmutpaşa piyasasındaki gibi şeyler satılmakta. Çok orjinal bir şeyler yok anlayacağınız.Ama Buket gene de bir iki şal ve bol takı buldu valla kendine göre. Bu arada en az 3 farklı yerde "Lambada" çaldığına şahit olduk.Samsun-Lambada ilişkisini çözmek üzere Buket'e akşamki konserde solosunun bir yerinde "Lambada" çalmasını önerdik.Bakalım "Lambada" ritmi girdiğinde Samsunlular aşırı sevinç gösterecekler miydi?
Samsun deyince benim aklıma hep "pide" gelir ama çarşıyı baya bir gezmemize rağmen hiç pideci görmedik.Aykan yol boyunca daha önceki gelişinde bu otelde yediği nefis hamburgerden bahsedip durmuştu,Didem Aykan'a kanarak yemekte onu yedi ama baya pişman oldu. Ben de Didem'e kanarak hamburger istedim ama yiyemedim,odaya çıkarttım,gece yedim. Aykan kendini şöyle savundu:"Ya valla yediğim en güzel hamburgerdi.Hatta karnım "otelde mutlaka hamburger ye" diye tembihledi." filan dedi ama bizler yemedik tabii.
Akşamüstü konserin gerçekleşeceği yer olan 19 Mayıs Üniversitesi'ne doğru yola çıktık.Mekana vardığımızda ortam iyice kalabalıklaşmaya başlamıştı.Şebnem ve grup elemanları kulise kapandılar.Ben de o sırada Yeşim Doran ile muhabbet etme fırsatı buldum.Bu turnede her şeyin aksamadan yürüdüğünü ve Koçfest'le birlikte çalışmaktan çok memnun kaldıklarını söyledi.Ayrıca Şebnem daha önce konser vermediği Adıyaman ve Van'a da bu turne sayesinde ulaştığı için bu turneyi özel bir yere koyuyormuş.
Ve ışıklar sönüyor,intro giriyor... Alışıldığı üzere konserin ilk iki şarkısı "Okyanus" ve "Can Kırıkları". Alışılmadık olan şu:Şebnem ağır bir hastalığı yeni atlattı,Buket omzundan sakat,Ceren'in dudağında uçuk var, ama sahnede hiç bir durumu fark ettirecek bir ifade içinde değil.Her konserlerinde aynı heyecana tanık oluyoruz.İşlerine iş olarak baktıkları için değil, bundan fazlasıyla zevk aldıkları için bu durumda oldukları belli.
Koçfest Koç Holding tarafından düzenlenen bir festival ve ülkenin önde gelen üniversitelerinin büyük alanlarında ücretsiz olarak gerçekleştiriyor.Ücretsiz festivallerde seyircilerin bir kısmı alakasız olur.Sahnedeki de,çaldığı müzik de onları pek alakadar etmez.Ancak Şebnem'in festival konserleri bu havada geçmiyor.En öndekinden en arkadakine kadar alandaki herkes şarkılara eşlik ediyor,Şebnem'in çağrılarına cevap veriyor. Kitlesinin bu kadar fanatik olması ilk başta şaşırtıcı gelebilir size,ama inanın sonra hak veriyosunuz. Adına açılmış onlarca fan sitesi birbiriyle yarış halinde.Hepsi Şebnem'e "Kraliçemiz" diyor.Ülkemizde bu derecede fanatik kitlesi olan tek kişi de o. Gündeme gelmek ya da daha fazla albüm satmak için olur olmaz şeyler yapmıyor.Onu TV'de konusu müzik olan programlar dışında bir yerlerde görmüyoruz.Özel hayatını saklamayı iyi beceriyor,kimseye sataşmıyor,sadece kendi işini yapıyor.Tüm bunlar neden bu kadar sevildiğine ve takdir edildiğine dair ipuçları verebilir size.
Şebnem Ferah her konserinde "Dans Pisti" şarkısında erkek seyircilerinden birini seçiyor ve onunla dans ediyor.Bu yüzden de ön saflarda "Şebnem beni dansa kaldır","Şebnem benimle dans eder misin?" gibi pankartlar açılıyor.
Konser bittiğinde Yeşim Doran festival boyunca Şebnem Ferah için çalışmış olan ses ve ışık ekibini,güvenlik görevlilerini ve nakliye elemanlarını arkaya toplayarak hepsine teşekkür etti.Tüm grup üyelerinin aynı ekibe şahsi teşekkürlerinden sonra,şampanya patlatıldı ve herkese ikram edildi.bir konser daha böyle bitmiş oldu...
çağlan |
| |
|